Kentsel Dönüşümde Çok Boyutlu Yaklaşım
Kasım 16th, 2008 by adminKentsel Dönüşümde Çok Boyutlu Yaklaşım - Nermin Aydemir
Kentsel dönüşüm; kentsel gelişmenin toplumsal, ekonomik ve mekânsal olarak yeniden ele alındığı ve kentteki sorunlu alanların sağlıklı ve yaşanabilir hale getirilmesi için yıkıp yeniden yapma, canlandırma, sağlıklaştırma veya yeniden yapılandırma için proje üretilmesi ve uygulanması anlamına gelen çok yönlü bir süreçtir.[1] Mekânsal yenilenme kentsel dönüşümün son derece önemli bir parçası olmakla birlikte kesinlikle bütünün kendisi değildir. Fiziksel mekân sorunlarını çözmek, kentsel dönüşümün özünde yatmaktadır fakat eğer samimi olarak bir kenti dönüştürmekten bahsediliyorsa, bunu salt çevre sağlamak mümkün değildir.
Şehirle ilgili yaşayan bir organizma olarak tanımlanmaktadır ve şehir sürekli kendi içinde bir dönüşüm yaşamaktadır. Şehrin değişmesi, o şehrin zengin-fakir bütün muhitlerinde, eski-yeni her semtinde yaşanmaktadır ve kentin dönüşümü yalnızca `kentsel dönüşüm projeleri` ile gerçekleşmemektedir. Bununla birlikte, `kentsel dönüşüm` kavramı esas olarak, şehrin geri kalan kesimine nazaran daha dezavantajlı mahallelerdeki dezavantajlılığı ortadan kaldırmayı ve buralardaki çarpıklığı sonlandırmayı hedeflemektedir. İngilizce literatürde mahrum bölgeler (deprived areas) olarak adlandırılan bölgeler; şehrin içinde ekonomik ve sosyal zorluklar neticesinde düşük yoğunlukta ekonomik aktivitenin gerçekleştiği; büyük bir işsizlik oranına, yoksulluğa ve dışlanmaya; eğitim seviyesinde düşüklüğünün, yüksek suç oranlarının yaşandığı çöküntü alanlar olarak tanımlanmaktadır.[2] Kentsel dönüşüm projeleri ise esas olarak bu mahrum bölgelerdeki mahrumiyeti ortadan kaldırarak sağlıklı ve yaşanabilir alanlar yaratmayı hedeflemektedir.
Dönüşüm projelerinin gerçekleştiği bölgelerde mimari anlamdaki iyileştirmenin yanı sıra; bölgedeki insan kaynağını değerlendirmede ve geliştirmede eksik olan noktaların saptanarak bunlara son verilmesi, bölge halkının boş zamanlarını faydalı bir şekilde geçirebilecekleri sosyal aktivite imkânlarının oluşturulması, etkili bir ulaşım sisteminin getirilmesi, okul ve hastane gibi kamu hizmetlerinin eksikliklerini giderilmesi ve verimliliklerinin arttırılması, özellikle gençlerin iş piyasasına katılmasını sağlayacak projelerin yürütülmesi, bölge halkının karar alma süreçlerine katılımını teşvik edilmesi ile suç ve suça neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması hedeflenmelidir. Yukarıda bahsedilenlere paralel olarak kentsel dönüşüm projeleri eğitim odaklı ve sosyal dışlanmayı ve dışlanma hissini önleyici nitelikte olmalıdır. Dünyadaki birçok örnek, kentsel dönüşümün ancak bu hususlara dikkat edildiği takdirde başarılı olacağını göstermektedir. Bütün bu hususlara dikkat edilmeden yapılan kentsel dönüşüm, ancak ve ancak tek bacağı tutan bir sandalyenin üzerinde oturmak kadar akılcıdır.
Bu noktadan baktığımızda, ülkemizde belediyeler, yeni yapıları ne kadar sağlam ve muntazam inşa ederlerse etsinler, kentsel dönüşüm salt bu aktörlerle gerçekleştirilebilinecek bir süreç değildir. Kentsel dönüşüm; mimari yapının iyileştirilmesinin yanı sıra, insan kaynağının en verimli şekilde değerlendirilmesi, eğitim seviyesinin ve kalitesinin arttırılması, ekonomik imkân ve faaliyetlerin çoğalması, dışlanmanın ve dışlanmışlık hissinin ortadan kaldırılması, kamu hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması ile suç oranlarının düşürülmesi anlamına gelmektedir. Bu nedenle, kentsel dönüşümde evlerin yapımı ve yıkımında sorumluluğu olanlar kadar alanla ilişkisi bulunan özel, resmi ve gönüllü kurum ve kuruluşların etkili bir katılımı ve işbirliği gerekmektedir. Dönüşüm sürecinin bu denli kapsamlı olması belli bir ekonomik yükümlülüğü getirmektedir fakat kentsel dönüşüm sürecinde elde edinecek kazanımlar doğru bir şekilde değerlendirildiğinde bütün bunlara kolaylıkla imkân sağlayacak büyüklüktedir. Yine, süreç içinde birçok farklı aktörün yer alması karar almayı her ne kadar güçleştirecek ise de bu şekilde alınan kararlar daha sağlıklı olduğu gibi, tepeden inme bir şekilde alınmadığından dolayı bu kararları uygulamak çok daha rahat ve kalıcı olacaktır.
Türkiye`deki Kentsel Dönüşüm Örnekleri
Sayıştay Başkanlığının`Büyükşehir Belediyelerinde Altyapı Faaliyetlerinin Koordinasyonu` adlı raporuna göre, Büyükşehir Belediyelerinin çoğunda kaçak yapılaşma % 50`nin üzerinde seyretmektedir. İstanbul, Ankara ve İzmir`de ise bu oran sırasıyla; %70, %30–40 ve %60 gibi alarm verici oranlara ulaşmaktadır.[3] Sadece bu sayılar dahi, kentsel dönüşümün ülkemiz şehirleri için ne derece elzem ve ne derece yararlı olduğunu göstermek açısından yeterlidir.
Kentsel dönüşüm, bugüne kadar Ankara`nın Kuzey girişi, Ankara-Çin Çin Mahallesinin bazı bölgeleri ve İstanbul`un Küçükçekmece ilçesinde uygulanmıştır. Diğer taraftan; başta Zeytinburnu olmak üzere, Kuştepe, Halkalı, Sulukule, Kartal, Kadıköy ve Tarlabaşı kentsel dönüşüm projelerinin kısmen uygulandığı ya da uygulanmasının planlandığı bölgelerdir. Bugüne kadar tamamlanmış veya sürmekte olan projelere baktığımızda, önemli sorunlarla karşılaşılmaktadır.
Her şeyden önce kentsel dönüşüm sürecinde arsalar üzerindeki mülk haklarına binaen yeni yapılan konutlarda hak kazanan kişilerinin önemli bir bölümü, bu bölgelere bir zamanlar gelip yerleşmiş, ardından ekonomik durumlarının iyileşmesi ile birlikte şehrin diğer bölgelerine göç etmiş ve evlerini kiraya vermiş ailelerdir. Dolayısıyla, kentsel dönüşüm projeleri kapsamında bu eski evlerden çıkan kişiler yeni ve modern evlere değil, 2 veya 5 bin YTL gibi paralar karşılığında şehrin dış kesimlerinde güçlerinin yetebildiği yerlere yönelmekte. Diğer bir ifade ile Ankara havaalanından şehrin merkezine gelirkenki görüntü her ne kadar modernleşse de geniş açıdan bakıldığında yoksulluk, sosyal dışlanmışlık, eğitimsizlik, çarpıklık ve insan sağlığına elverişli olmayan konutlar yok olmamakta, sadece gözden uzak bir yerlere gitmektedir.
Multidisipliner anlayıştan yoksun kentsel dönüşüm, yukarıda bahsedilen sorunları çözmediği gibi suça neden olan faktörleri ortadan kaldırma konusunda da son derece eksik kalmaktadır. Ülkemizde yeni yeni başlayan kentsel dönüşüm projeleri suçu azaltmamakta, yalnızca yerini değiştirmektedir. Somut örnekler vermek gerekirse, Çin Çin gibi artık polislerin dahi zaman zaman giremedikleri bölgeleri dağıtıp yerlerine yeni yaşam şekli getirmek, suç örgütlerini bir ölçüde dağıtsa da burada asıl geçerli olan durum, suç örgütlerinin yer değiştirmesidir. Ankara örneğinde Sincan, Ümitköy, Çayyolu gibi şehrin dışında kalan yerleşim merkezlerinin geçmişe kıyasla çok daha büyük güvenlik problemlerinin olduğunu söylemek mümkündür. Zira daha önce şehrin iç kesimlerinde bulunan suç örgütleri, şehrin dışarı mahallelerine taşındıkça suç da bu bölgelere taşınmaktadır. Yer değiştirme ile birlikte, Sincan, Çayyolu ve Ümitköy örneklerinde olduğu gibi yeni taşınılan bölgeler ile `zengin` mahalleleri birbirine yakın olunca ortaya yeni `suç cennetleri` çıkmaktadır. Bu bölgelerin polis değil, asker kontrolünde olmaları yani hırsızlık gibi asayiş suçlarına askeri güvenlik güçlerinin bakması ise ayrıca araştırılması gereken bir husustur.
Genel Değerlendirme
Türkiye`nin büyük şehirlerinde planlama eksikliklerinden ve aşırı nüfus artışından kaynaklanan son derece büyük çarpıklıklar bulunmaktadır. Bu noktada, kentsel dönüşüm, çarpık kentleşme ve çarpık kentleşme ile birlikte gelen pek çok olumsuzluğu aşmak için önümüze büyük bir fırsat penceresi açmaktadır. Burada önemli olan nokta, kentsel dönüşümün günlük politikalarla, ideolojik duruşlarla veya bireysel çıkarlarla değil; şeffaflık içinde, insanları içine katarak, araştırma ve gözlemlere dayanan bir strateji ile gerçekleşmesidir.
Nermin Aydemir
http://www.peyzaj.org
25 08 2008

